[ google-site-verification: google096b424537a64561.html googlecb521646d1f4a805.html] google-site-verification: google096b424537a64561.html
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pkemal?ref=tn_tnmn
Kemalettin Şanlı / GEZİ YORUM > Backpacking > Tours Biking > Trekking                                                                                                             Backpacking - Trekking - Tours Biking       
BİSİKLET TURLARIM

MANGLORE-BİLUR Gezi Hindistan

 

 

 chenna keseva temple

                                    Hindistan, Karnataka - Chenna Kesava Temple

 

CHENNA KESAVA TAPINAĞINDA ÇIPLAK AYAKLI BİR TÜRK

Hindistan Gezi,

20 Ocak 2008 Pazar                                                      

Bugün bu ülkeye gelişimin üçüncü günü.Goa’dan sonra Hindistan’ın güney yolu üzerinde belirlediğim ilk tapınak ziyaretlerim için Manglore treni ile yolculuk ettim... Trende tanıştığım iki hintli genç otel bulmamda yardımcı oldular.  

Tahran'dan başlayan uçak ve burada devam eden uzun tren yolculukları ardından ilk kez bir otele yerleşerek rahat yatakta uyuyacağım. Otel tam benim talebimi karşılayacak özellikte…Odam 250 rs-6 dolarlık fiyatı ile çok kötü sayılmayacak derecede iyi…Duş ve tuvaleti içinde.Ayrıca çıkarken iade etmek üzere 2.5 dolar depozito bedeli alıyorlar...Bu ülkenin otellerinde her zaman aynı uygulama ile karşılaşacağım...

Tanıştığım gençlerden biri, adının hint dilinde "Dev" anlamına geldiğini söyleyen Trat...Adı gibi iri yapılı. Sabah arkadaşıyla beraber kaldığım otele tekrar gelip beni Bilur’a yolcu etmek istiyorlar...Gençlerin ısrarla sunmak istedikleri bu teklifi geri çeviremezdim...Çünkü bunu, gençliğimde turistlere her daim saf yürekle gösterdiğim o yardımseverliğimin, yıllar sonra tanrının bana geri çevirdiği bir ödülü olarak düşünüyordum...

Sabah kalktığımda tüm bedenimi öylesine hafif hissediyordum ki, çok iyi dinlenmiş olmalıydım.Gece yatmadan uzun uzun yıkanmış, hatta iyice liflenmiştim.Hindistan’daki ilk banyom en az iki saat kadar sürdü.Tabi bu arada birkaç çamaşırımı yıkayıp sandalyelere astım.Vantilatör gece boyunca çamaşırlarımı da kurutmuştu.

Sabah elektrikli küçük su ısıtıcımla kendime kahve pişirip, hafif bir kahvaltı yaptım.Üzerine de dünden kalan yarım kilo kadar pembe renkli parmak muzlarımı atıştırdım...Muzun pembesi ile bir-iki gün önce tanışmıştım.İri insan parmağı büyüklüğünde, tadı ise bilinen muzlardan biraz daha değişikti...

                                                                              *  *  *

Bilur’a gidecek otobüs terminaline kadar gençlerle beraber yürüyerek geliyoruz.Vedalaşırken bir iki hatıra fotoğrafı çekiliyor.E-mail adresleri alınıyor ve tam istediğim gibi çok sürmeyen seremoni ardından otobüsüm hareket ediyor…

Necdet şen,"hoplaya, zıplaya..!" diye anlatıyor Hindistan’daki otobüs yolculuklarını...İşte tam öyle!...175 km yolu hoplaya zıplaya kat ediyoruz...Mekanik kollu kapılarıyla İstanbul’un o eski halk otobüslerine binmiş gibi hissediyorum. Sanki 1970 yıllarının A.Köy-Eminönü otobüslerinden birindeyiz...Arada kapı açıldığında ortalık toz-duman...Akciğerlerimiz yolculuk boyunca işkenceye maruz kalıyor.

Yanımda getirdiğim maskeyi takmıyorum...Doğrusu takamıyorum...Kendi topraklarında misafir olduğum bu iyi kalpli, fakir yol arkadaşlarımdan ayrıcalıklı olmak içime sinmiyor...Zira onların beni hiç bir zaman soyutlamadıkları ortamlarına tozlu topraklı bile olsa saygı göstermek zorundayım.

Yolculuğumuzun yarısını tamamlamış durumdayız.Otobüsümüz, motoru yerinden fırlayacakmışçasına bağırarak tırmandığı bir tepenin düzlüğünde mola veriyor...Etrafımız maymunlarla dolu.Yiyecek alabilmek için insanlara iyice yaklaşabiliyorlar... O da ne ! ? Ağaçların içinden aniden çıkan bir maymun, çok hızlı bir hamle ile yolculardan birinin elindeki çöreği kapıyor.

Yolcuların çoğu kadın erkek demeden sağa-sola seyirterek doğal ortamda tuvaletlerini yapıyorlar... Kimileri mola yerindeki çeşmeden su içip kaplarını dolduruyorken, bir kısım Hindli ise yol kenarındaki -bizim türbelere benzeyen- mabed e girip yüce şiva ile iletişime geçiyorlar...Tüm bu yaşadıklarımla benim ne yaptığımı sorarsanız, tabi ki nasıl bir dünyada olduğumu çözmeye çalışıyorum.

Arka koltuklarda oturan biri erkek diğeri bayan iki genç italyan var...Pencereden çiçeklerle bezenmiş bir tepsi içinde kırmızı boya uzatılıyor.Yanımdaki Hindlinin,  iki kaşımın arasına kırmızı boya sürmesine itiraz etmeden gülümsüyorum...İtalyan turistler de alınlarına tika yapıyorlar ve tepsiye bozuk para bırakıyoruz...

                                                 * * *

Kuzey Hindistan halkının , güneylilere biraz yüksekten baktığını okumuştum.Kuzeyde müslüman ve budistler renkli bir mozaik  oluşturuyorlar.Özellikle hindu ve budist kadınlar giyimleri ile adeta ülkedeki bir binlerce tanrının dikkatlerini çekmek için yarışıyorlar…

Güneydeki tarihi objeler fiziki bakımdan daha sağlıklı görünüyor...Açıkçası bu bölgedeki hindu tapınaklarının, müslümanların “put kırma” eylemlerinden kurtulmuş olduğunu düşünmeliyiz...Bunlardan en önemlisi, 17.5 mt lik çıplak Gommatesvara Heykeli...

Aynı günün içinde önce Bilur’da inip Hoysala tapınaklarından olan Chenna Kesava Tapınağını göreceğim.Daha sonra çok geç kalmadan merkezi konumdaki Hassan’a varmaya çalışacağım.Bu mümkün olursa gece konaklayıp çıplak heykeli yarın görmüş olacağım.

                                                 * * *

175 Kilometrelik yolu altı saatte tamamladık...Keseva tapınağı garajdan bakıldığında hemen caddenin sununda görünüyor.Büyük sırt çantamı vermek için emanetçi yok...Polislere rica ettim...Pek yanaşmak istemeseler de ikna etmeyi başardım.

Yolculuğa devam edebilmem için acele etmem gerekiyordu...Mecbur kalıp bisiklet rikşaya bindim...Zayıf yapılı adamın arkasında kendimi eski sömürgeci bir "beyaz adam"gibi düşünerek ezildiğimi hiç unutamıyorum.

Tapınak girişlerinde ayakkabınızı emanete veriyorsunuz... Aşırı sıcak zemine ayağınızın dayanamayacağını ve hijyeni düşünüyorsanız, yanınızda kısa çorap taşımalısınız... Ben toprak ana ile temas etmelerindeki faydayı düşünerek çıplak ayakla girmeyi tercih ettim.Ayrıca ellerim ve ayaklarım en aşırı sıcağa bile dayanacak kadar bağışık.

Kesava tapınağı neşe saçan Vişnu ya ithaf edilmiş...Girişteki kule ve içerideki diğer yapıtlar üzerinde tanrı Şiva nın ve pek çok hindu tanrısının kahramanlık figürleri görünüyor....Bunların yanında filler gibi kutsal hayvan heykelcikleri de var...Açıkçası detaylara önem veren biri olmadığım için sadece içerideki insanların ruh hallerini hissetmeye, mistik ortamı yaşamaya çalışıyorum...

Tapınakta yerli halkın yarısı kadar da yabancı var.El ele tutuşturulmuş anaokulu öğrencileri görünümündeki batılı turist guruplarıyla karşılaşmak özgür gezmenin verdiği zevkle adeta mastürbasyon keyfi yaşatıyor... Bu keyifli anımı, çektiğim fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştirip garaja dönüyorum.

Akşam karanlığına kalmadan Hassan'a varabilirsem iyi olacak. Aksi halde gece vakti kalacak yer aramak kolay değil...

 

Yedi ülkeyi kapsayan 92 günlük UZAKDOĞU GEZİSİNİN (İran,Hindistan,Nepal,Tayland,Kamboçya,Vietnam,Laos)

Devamını okumak için tıklayınız: >>> HASSAN-SHRAVANBELAGOLA

"Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır!" Başkalarının da yararlanmasını sağlamak için aşağıdaki modülleri kullanarak YORUM yapabilir, FACEBOOK'da paylaşabilirsiniz!


Yorumlar - Yorum Yaz