[ google-site-verification: google096b424537a64561.html googlecb521646d1f4a805.html] google-site-verification: google096b424537a64561.html
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pkemal?ref=tn_tnmn
Kemalettin Şanlı / GEZİ YORUM > Backpacking > Tours Biking > Trekking                                                                                                             Backpacking - Trekking - Tours Biking       
BİSİKLET TURLARIM

Bisikletle MERSİN FESTİVAL TURU (BURHANİYE/ÖREN-MERSİN) 1.200 Km

 

  mersin bisiklet festivali
                               Ören- Mersin Bisiklet Rotamız

   ÖREN-AKHİSAR

   26 Nisan 2014
   Tüm hazırlıklarımız tamam...Ören'deki evimden çıkıp sabahın ilk ışıklarında köprüyü geçerek yol arkadaşım Niyazi Bey ile Öğretmenler Mahallesi'nde buluştuk. Ayvalık'a vardığımızda saat henüz sabahın dokuzunu gösteriyordu. Marketten bir kaç eksiğimizi tamamladık ve ilçe çıkışında stadyumun arkasındaki tepede bol bol resim çekip tekrar pedal bastık.

   Altınova'da yol kıyısındaki sera önlerinde kurulmuş tezgahların birinde taze çileğimizi yedik. Hava ve yol durumu gayet güzel.Öğleden sonra Bergama'ya vardık. Buradaki antik yerleri daha önce defalarca gezmiş olduğumuz için hiç durmadan devam ettik. Trafik pek yoğun değil, ama kamyon sayısı oldukça fazla...

   Bergama'dan sonraki durağımız Kınık ve y
emeğimizi Köylüm Pide Salonu'nda yiyoruz. Köylüm ilçe pazarının başladığı caddenin ilk sokağında karşılıklı iki mekan ile hizmet veriyor. Pide fırını var ve ayrıca çeşitli sulu yemek de yiyebilirsiniz. Lezzet ve porsiyona göre yemek fiyatları oldukça ucuz... Ben dana ciğeri güveç tercih ettim. Salata ve çaylara ücret almıyorlar. Sürahideki çeşme suyunu çekinmeden içebilirsiniz.
   
   Yemek sonrası çayların ardından 25 kilometre daha basıyoruz ve kömür diyarı Soma'dayız...Erkeklerini savaşa göndermiş Somalı kadınların 
Sultan Reşad'ın fermanı ile ilk kazmayı vurduğu bu maden kasabasını, iki hafta sonra  korkunç yasa boğulacağı 301 ölümlü felaketten habersizce ardımızda bırakıp Akhisar'a varıyoruz. Bu satırların yazıldığı şu günlerde tüm ülke o kadınların feci şekilde ölen erkekleri için göz yaşı dökmekte...

  Kırkağaç kavunu ile ünlü...İlçe girişindeki kavun maketi ile bir kaç resim çekip merkeze girmeden devam ettik. 
 

   194 kilometreyi arkamızda bırakmışız. Artık Akhisar'dayız Hava kararmak üzere...Burada  Akhisar'lı genç bir bisiklet sever kardeşimiz 
bize ev sahipliği yapıyor. Zabıta amirliğinden aldığı özel izinle şehir merkezindeki gölette çadırlarımızı kurup sabahlıyoruz.


   KULA
   27 Nisan 2014

   Dün gece Gölet güvenlikçileri ile yol hakkında yaptığımız sohbet bizi korkuttu. Bisikletçi genç arkadaşımız Veli de Salihli yolunun ilk 40-50 kilometresinin tek yönlü ve çok dar olduğunu söylemişti. Fakat doğasal güzelliği daha baskın çıkınca korkumuz neşeye dönüştü. Sanki kara bir asfaltta değil, kilometrelerce uzanan üzüm bağlarının yeşilliği içinde, denizde pedallıyor gibiyiz.

   Akhisar’dan 28 kilometre sonraki Gölmarmara’da birer çorba içip Hacıveliler’e varıyoruz. Göl kıyısında moladayız. Burada topraklar oldukça verimli. Yeni nesil bodur meyve ağaçlarının bakımlılığı insan emeğinin kutsallığına saygıyı hatırlatıyor. Üzüm bağları da titizlikle sürülmüş, diplerinde hiçbir zararlı ot göremezsiniz.

   Geçtiğimiz köylerde evlerin önünü çalı süpürgesiyle süpüren kadınlar, tenekelerin içinde yetiştirilmiş sardunya çiçekleri ve beyaz kireçle boyanmış temiz badanalı duvarlar buraların muhacir yerleşimleri olduğunu gösteriyor. Çok geçmeden bir benzincide tanıştığımız gençlerle yaptığımız söyleşide bu düşüncemizi doğruluyoruz.

   Salihli’den sonra Kula’dayız. İlçe merkezinde bir iki poz resim çekip alışveriş için markete girdik. Çadırda çekirdek çitlemek keyifli oluyor; onu ihmal etmiyorum. Ton balığı yanında biraz da bitkisel protein ve karbonhidrat yüklemek için birer barbunya konservesi de alıyoruz. Menüde ayrıca küçük bir kase yoğurt ve meyve olarak iki tane muz var.  

   Konaklayacağımız yerde Radyo 3 çekiyorsa şanslıyım… Çadırımda gün boyu çektiğim resimlere bakarken pilli minik radyomdan müzik dinlemek en büyük zevkim. Bu arada özlemini duyduğum ailemin tüm fertleri ile telefon görüşmesi yapmayı da kesinlikle ihmal etmem. Ancak bu geleneğimi yurt dışı turlarımda daha aralıklı olarak sürdürürüm.

   Market çıkışında karşılaştığımız Kula Bisiklet Grubu üyesi genç Yasin bizi çaya davet ediyor. Bu nazik daveti hemen kabul ediyoruz. Bir Hızlı bir telefon trafiğinden sonra aramıza birkaç bisikletçi arkadaşı daha katılıyor. Gençler fazlasıyla ilgili. Sohbetimiz hemen koyulaştı. Daha önce bisiklet tutkuları yokmuş; yakın zamanda İstanbul’dan gelip ilçeye yerleşen bir Abi’leri tarafından bisiklet aşkına bulaşmışlar… Çok da memnunlar… Yasin, “ Can sıkıntısından içki içmek gelirdi aklımıza…” diyor. Şimdilerde sigara bile içmiyorlarmış. Dağlar, köyler her hafta uzunca parkurlara çıktıklarını söylüyorlar. Benim uzun yol maceralarım hepsini özendiriyor. Saygı duyduklarını hissediyorum. Neredeyse hemen tura çıkacak kadar heyecanlılar… Tabi ki hayatımızda yapılması gereken öncelikli görevlerimiz var. Yol arkadaşım Niyazi Bey ile beraber gençlere çalışmak ve gezmek arasındaki dengeden bahsetmeyi de ihmal etmiyoruz.

   Gençlerden ayrılalı yarım saat kadar oluyor.Hava kararmak üzere… Kula’dan Uşak yönüne sadece 10-15 kilometre çıktık… Yoldan biraz yüksek bir yamaçta kamp yapıyoruz. Aşağımızdaki derin vadide akan su, güneşin son ışıklarıyla kızıla boyanmış. Karşı tepelerde otlayan sürülerin çıngırak seslerini duyuyoruz. Ana yoldan gelen ağır taşıtların motor sesleri doğanın büyüsünü bozmak istese de ben o seslere kulaklarımı tıkayıp çadırımın tavan penceresinden yıldızları seyrederek uykuya dalıyorum.


DEVAM EDECEK !

Yorumlar - Yorum Yaz