[ google-site-verification: google096b424537a64561.html googlecb521646d1f4a805.html] google-site-verification: google096b424537a64561.html
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pkemal?ref=tn_tnmn
Kemalettin Şanlı / GEZİ YORUM > Backpacking > Tours Biking > Trekking                                                                                                             Backpacking - Trekking - Tours Biking       
BİSİKLET TURLARIM

KANYAKUMARİ, Gezi Hindistan



KANYAKUMARİ, Hindistan Gezisi

27-29 Ocak 2008  


Kanyakumari'ye ulaşmam sabahın yedisini buldu. Otobüs durağından yürüyerek sahile indim. Ayakçılık yapan birinin otel teklifini geri çevirdim. Zaten gün doğumu çoktan gerçekleşmiş, kalabalık hacı gurubu ile birlikte güneşin doğuşunu seyredeceğim sabah seremonisini kaçmıştı. Kendi başıma uygun bir yer bulmak için çok zamanım var. Eşyalarımı bıraktıktan sonra hiç oyalanmadan kıyıdaki insan kalabalığına katılır ve maceralı bir güne başlarım, diye düşünüyorum.

Burası ülkenin en kutsal yerlerinden biri sayılıyor.Hacı olmaya gelen yüzlerce insan var. Genellikle yabancıların kaldığı  hostel tipi yerler ile hacı otelleri tapınaklara ve tüm ritüellerin yapıldığı diğer yerlere yakın… Arulmigu Bhagavathy Amman Tapınağı’nın dibinde düz ayak bir konumda tek kişilik oda bulup yerleştim. Banyo ve tuvalet dışarıda, gördüğüm kadarı ile kullanmayacak kadar berbat durumda… Yine de müstakil girişli ve tek kişilik özel oda olması bana cazip geldi. İki gün için 500 Rupi  (12.5 $) ödedim.

Burunun hemen ucunda iki Tane küçük ada var. Karaya neredeyse bir taş atımı kadar yakınlar. Bunlardan bir tanesi Videkonada Memorial …Bu adada Videkonada'ya adanmış bir tapınak bulunuyor. Bu adam kim derseniz okuduğumu anlatayım.1892 yılında buraya gelip üç gün meditasyon yapmış. Bu günden sonra Hindu inanışında tanınarak saygı duyulan birisi olmuş. Bu adada daha sonra onun adına güzel bir bir tapınak yapmışlar.

Diğer adada okyanusa bakan 40.5 metrelik dev bir anıt var. Bu Hindistan'ın özgürlük anıtı olarak kabul edilen, Tamil Nadu'lu şair Thiruvalluvar'a aitmiş…Ben önce bir Hindu tanrısı olabileceğini düşünmüştüm. Çünkü Hindistan’da o kadar çok tanrı olunca insanın aklına gelen bu oluyor. Thiruvalluvar altıncı yüzyılda yaşamış bir şair, ancak bazı tarihçiler daha eski yıllarda yaşadığını öne sürüyorlarmış. Kast sistemine karşı eşitlikçi söylemlerinden ötürü alt kasttaki insanlar kendisini aziz ilan etmişler. Yani adamın -yine benim tahmin ettiğim gibi- dini bir kutsallığı var.

Teknelere binmek üzere iskeleye indiğimde tahminen iki yüz kişilik bir insan kuyruğu ile karşılaştım. Hacılar izdiham boyutunda mahşeri bir kalabalık oluşturmuş. Çaresiz kuyruğa geçip beklemek zorundayım. Yanaşan tekneler fazla insanı alabildikleri için çok beklemedim. Gidiş-geliş 10 rupi karşılığında Thiruvalluvar heykelinin bulunduğu adaya geçtim.

 Adadan anakaraya bakıldığında renk renk giysileriyle denizin kenarında ritüellerini yapan hacıları seyretmek heyecan verici… Bu sahilde Ghandi'nin ölümünden sonra küllerinin saklandığı bir tapınak var. Ayrıca taş sütunlu sunak görünümlü bir zeminde oturan safran renkli giysileri içinde rengarenk motiflere bezenmiş boyalı suratlarıyla “sadhu” lar oldukça renkli bir görünüm veriyor. Bu insanların aç kalması Hindular için dünyanın sonu anlamına geliyormuş. Halk, dünya işlerinden uzak ve nefsine çoğu zaman ileri derecede zorluk çektiren bu Hindu duacılara geçinecekleri her şeyi sunuyor. Ancak dünya nimetlerine önem vermeyen bu kutsal bilgeler fazla tüketmeyen kişiler oldukları için çok az şeylerle yetiniyorlar. Günlerce meditasyona girip aç susuz ve hatta kımıldamadan durabildikleri biliniyor.

Adada 40.5 metrelik dev heykelin kocaman ayak parmaklarına oturarak çektirdiğim resimler, bu seyahatte çektiğim resimler içinde en beğendiklerimdendir. Her iki adada saatlerce kaldıktan sonra ana karaya dönüp dar sokaklarına daldım. Başka tapınaklar, kiliseler ve yakındaki balıkçı köyünü gezdim.

Tren istasyonunda uyuduğum bir kaç saatlik uyku bu kadar yorgunluğa yetmedi. Erkenden otele döndüm. Gece sokağa çıkmayı zaten düşünmüyordum. Bir iki parça iç çamaşırı ve çorap yıkayıp sandalyelnin üzerine serdim. Fazla bir şey yemeden bir iki meyve atıştırdım. Hazırımda içki varsa, şeytan her zaman dürter... Dünden kalan birendiyi bitirip sızdığımda saat ancak yedi buçuk- sekiz gibiydi.

                                                             * * *

Gece üçte kalktım. Yedi saatlik bir uyku benim için fazlasıyla yeterliydi. Metabolizmam öyle çalışıyor. Çay yaptım, kahvaltımın üzerine kahvelerimi içtim. sadece duş almadığım için bir eksiklik hissediyordum. Gece yarısı banyo boş ve akşamdan temizlenmiş. Kendi terliklerimle girip, sağa sola ilişmeden banyomu da yaptım. Artık gündoğumu  kendimi hemen sahile atabilirim.

Daha şimdiden sokaklarda satıcılar yerlerini almış. Dükkanlar açık ve dilenciler işe başlamış. Sadece bu kadarla kalmıyor. Fal bakanlar, bizdeki tavşanla niyet çektirenlerin aynı versiyonunu papağanla yapan kısmetçiler...

Kıyıda bekleşen yüzlerce insanın arasına karışıp güneşin doğup yükselmesini seyrettim. Denizin ufuklarında ilk ışıklar görülür görülmez bir çığlık tufanı koptu... İnanç içinde bir sürü hacı heyecanla bu anı seyrediyor, tapınıyordu. Yılın belirli zamanlarında ay ve güneşin burada karşılaştığı günler olurmuş. Biri doğarken diğeri batar, diye anlattılar. Hindistan'ın en güney ucundaki sadece kuzey karası olup diğer üç yanı uçsuz bucaksız denizlere bakan bir noktadayız. Kanyakumari'de güneş ve ay her zaman denizlerin üzerinde doğar ve batarlar... 

Ne muhteşem değil mi?

Tren istasyonuna gidip Channai'a bilet almak istedim. Şubatın üçüne kadar biletler satılmış.Benim 31 ocak günü Channai'dan Agra'ya gitmek için önceden alınmış bir tren biletim var. Buna yetişemek zorundayım. Gerçi alternatif olarak belki otobüsle gitme imkanım olabilir, ama treni zorlasam daha iyi olacak. Şanslıyım, yanımda gişe kuyruğu baklayan genç bir hintliden "Tatkal Ticket" diye bir kontenjan uygulaması olduğunu öğreniyorum. Aynı günde olmamak kaydı ile bir gün sonrası için bu kontenjan biletlerden biraz daha fazla ödemeyle yararlanmam mümkünmüş. Hay ağızına sağlık be koçum!Tekrar sıraya girip normalde 269 rupi olan bilet için 470 rupi ödedim.  Bir iki dolar fazla ödeme hiç de rahatsız etmedi.Otobüse muhtaç kalmaktan kurtulduğuma seviniyorum.

Trenim yarın akşam üzeri 17.15'de hareket edecek...Bilet işini hallatikten sonra rahatladım. Kanyakumari'den bindim bir otobüse, ver elini Suchindram Tapınağı.Hindu tanrısı Shiva, Vishnu ve Brahma'ya ithaf edilen 19 metre yükseklikte çok değişik bir yapı. Ön yüzü tamamen Hindu mitolojisindeki heykelciklerle kaplı.

Burada her yıl iki festival kutlanıyormuş. Bunlardan biri aralık-ocak aylarında kutlanan tanrıların seyahat için şehre çıkarılıp gezdirilmesi şeklinde bir ritüel içeren Markaşi festivali. Diğeri ise nisan veya mayıs ayında kutlanıyormuş. Bir daha Hindistan'a gelirsem belki diğer festivallerle birlikte dikkate alırım diye not tutmuştum. Size de yarayabilir...

                                                                    ***
Dün gece elektrikler kesikti. Hindistan'da böyle şeylerle karşılaşmaya hazırlıklı olun. Vantilatör çalışmayınca hem sıcaktan, hem de sivrisineklerin saldırısından müzdarip oldum. Bu durumda daha fazla uyumak ne mümkün, saat dörtte kalktım. Bu arada ilk defa bir ezan sesi duydum. Çok değişik bir okumaydı. Sabah makamı falan değil...

Önce ara sokaktaki tapınağa girdim. Kulağa gelen müzikle karışık dua sesleri canlı değildi. Yayın yaptıkları kalitesiz bu ses kaydı ile oldukça loş ve ağır is kokulu bir ortamda tapınan hinduları seyrettim.

Deniz kenarına gittiğimde gün doğmuştu. Denizin batıya bakan kayalık kısımında iskele babası gibi sonradan yerleştirilmiş kumlara saplı silindirik bir taşın etrafında tur atan insanlar gördüm. Belli ki kutsal bir tören içindeydiler. Bir gurup insan giysileriyle denize girip yıkanıyor ve ellerindeki kaplara doldurdukları suyu çevresinde tur attıktan bu kutsal taşın üzerine dökerek ıslatıyorlar. Sonra taşın taşın üzerine parmaklarını dokunup ıslatarak toz boyaya bandırıyor ve alınlarına "bindi" dedikleri noktacıklar yapıyorlar.

Kimi kadınlar ise yüksek taşların üzerinde rüzgara karşı durmuş sarındıkları saree kumaşlarını kurutuyorlar. Her biri sütunlar üzerinde biblo gibi kadınlar...Ellerinde tuttukları -rüzgarda uçuşan- rengarenk sareeleriyle adeta bir gösteri kareografisi çiziyorlar...
Kanyakumari doyulmayacak bir yer. nereye baksanız daha önce hiç tanımadığınız bir aksiyonla karşılaşıyorsunuz. Mest olmak, dedikleri şey bu olsa gerek... 

Buradaki üçüncü günüm. Akşam üzeri tren istasyonuna geldim. Saat 17.15 treni ve Channai yolculuğum başlıyor. Bu kutsal şehri arkamda bırakıp ülkenin doğu tarafındaki Bengal denizine bakan sahil kenti Channai'a doğru yedi yüz elli kilometrelik yola çıkıyorum.


Yedi ülkeyi kapsayan 92 günlük UZAKDOĞU GEZİSİNİN (İran,Hindistan,Nepal,Tayland,Kamboçya,Vietnam,Laos)

Devamını okumak için tıklayınız: >>>CHANNAİ

"Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır!" Başkalarının da yararlanmasını sağlamak için aşağıdaki modülleri kullanarak YORUM yapabilir, FACEBOOK'da paylaşabilirsiniz!